Nalbur ve hırdavatçıların sosyal medyada yaşadığı sıkıntı çoğu zaman "ne paylaşacağımı bilmiyorum" değil. Gerçek sıkıntı şu: kime yazdığınızı bilmiyorsunuz.
Dükkânınıza iki tür müşteri giriyor. Biri usta: tesisatçı, boyacı, elektrikçi, marangoz. Diğeri kendi evinin işini yapmaya çalışan kişi. İkisi aynı rafın önünde duruyor ama aynı şeyi aramıyorlar.
Sosyal medyada bu ikisine aynı cümleyle seslenmek, ikisine de ulaşmamak demek.
İki müşteri, iki ayrı dil
Usta ne arar: stok, fiyat, marka, ölçü. Ürünün ne işe yaradığını zaten bilir. Onun için değerli bilgi şudur: elinizde var mı, kaça, ne zaman gelir.
Ustaya yazarken açıklama yapmayın; bilgi verin. "8'li takım anahtar geldi, X marka, raf fiyatı şu" cümlesi ustaya yeter. "Anahtar takımı her evde bulunmalı" cümlesi ona hiçbir şey söylemez.
Ev sahibi ne arar: hangi ürünü almam gerekiyor, nasıl kullanacağım, kendim yapabilir miyim. Ürün adını bile bilmiyor olabilir; "şu şeyi tutan vida" diye tarif eder.
Ona yazarken ürünü değil, işi anlatın. "Musluk damlıyorsa büyük ihtimalle contadır, 1/2 conta 20 kuruşluk iştir" cümlesi bu kişiye hitap eder.
Hangisine ağırlık vermeli
Cevap dükkânınıza göre değişir ve cironuz zaten söylüyor. Satışınızın çoğu ustaya gidiyorsa içeriğin çoğu ustaya gitsin.
Pratik bir dağılım: gönderilerin çoğunu asıl müşteri grubunuza ayırın, azınlığını diğerine. İkisini aynı gönderide birleştirmeye çalışmayın — ayrı gönderiler yapın.
Ustaya yönelik işe yarayan gönderiler
- Yeni gelen ürün ve stok bilgisi. En basiti, en işe yarayanı. "Bugün geldi" bilgisi ustayı dükkâna getirir.
- Ölçü ve çeşit netliği. "Hangi ölçüler var" bilgisini paylaşmak, boşa gelen telefonu azaltır.
- Toplu alım ve cari düzeni. Nasıl çalıştığınızı açıkça yazın: hesap açılır mı, teslimat var mı.
- Erken açılış saati. Ustalar işe erken çıkar; sabah kaçta açtığınız kritik bilgidir ve çoğu dükkân bunu hiç yazmaz.
- Bulunmayan ürünün temini. "Elimizde yoksa sipariş ederiz, genelde ertesi gün gelir" cümlesi ustayı bağlar.
Ev sahibine yönelik işe yarayan gönderiler
- Küçük tamir anlatımı. Conta değişimi, silikon çekme, raf montajı. Kısa, adım adım.
- Hangi alet ne işe yarar. Karışan ürünler arasındaki farkı anlatmak.
- "Bunu almadan önce şunu ölçün." Yanlış ürün alıp iade etmenin önüne geçen bilgi.
- Mevsimlik hazırlık. Kışa girerken su tesisatı, yaza girerken sinek teli ve bahçe.
- Bütçe çerçevesi. "Bu işin malzemesi aşağı yukarı şu kadar tutar" bilgisi, dükkâna gelmeden önceki tereddüdü kaldırır.
Fotoğrafta iki pratik kural
Hırdavat fotoğrafı zordur: ürünler küçük, raflar kalabalık, ışık genelde kötü.
- Tek ürünü öne alın. Raf fotoğrafı hiçbir şey anlatmaz. Ürünü tezgâha koyun, arkasını sadeleştirin.
- Ölçü referansı koyun. Yanına bir kalem ya da el koymak, ürünün gerçek boyutunu anlatır. Bu tek alışkanlık, gelen "bu ne kadar büyük" sorusunu ciddi ölçüde azaltır.
Kaçınılması gerekenler
- Kataloğu boşaltmayın. Elinizdeki her ürünün fotoğrafını sırayla paylaşmak kimsenin ilgisini çekmez.
- Ürün adını tek başına yazmayın. "Kelepçe" başlıklı gönderi hiçbir soruyu cevaplamaz.
- Üretici görselini kendi ürününüz gibi paylaşmayın. Kendi rafınızdaki gerçek ürün her zaman daha inandırıcı.
- Fiyat paylaşacaksanız güncel tutun. Eski fiyatlı gönderi, dükkâna gelen kişiyle aranızda sorun çıkarır.
Haftalık ritim
Bu iş için karmaşık bir plan gerekmiyor. Haftada iki-üç gönderi yeterli:
- Bir "bugün geldi / stokta var" gönderisi (usta için)
- Bir "şu işi şöyle yaparsınız" gönderisi (ev sahibi için)
- Gerekirse bir mevsimlik hatırlatma
Önemli olan hangi gönderinin kime yazıldığını bilerek yazmak. Bunu bir kez oturtursanız, konu sıkıntısı büyük ölçüde biter.
Ama konu sıkıntısı bitince zaman sıkıntısı başlıyor
Kime yazacağınızı çözmek işin düşünsel kısmı ve bir kez yapılıyor. Geriye her hafta tekrar eden kısım kalıyor:
- Fotoğraf. Yukarıdaki iki kural — ürünü tezgâha almak, yanına ölçü referansı koymak — işe yarıyor ama zaman istiyor. Rafın önünden ürünü almak, tezgâhı boşaltmak, arka planı sadeleştirmek, birkaç kare çekmek: yarım saat. Ve bunu dükkân açıkken yapıyorsunuz; her müşteri geldiğinde kesiliyor.
- Metin. Ustaya yazarken ölçü ve marka bilgisini doğru vermek gerekiyor; ev sahibine yazarken aynı işi sade dille anlatmak. İkisi ayrı gönderi, ayrı dil: toplam yarım saat.
- Mevsimlik hatırlatma. Ayda bir-iki kez, ama zamanında paylaşılması gerekiyor — kışa girerken, yaza girerken.
- Gelen sorular. "Bu ölçü var mı", "kaça" soruları geliyor ve cevap gecikirse müşteri başka yere gidiyor.
Haftada bir saat civarı. Sorun sürede değil, ne zaman gerektiğinde: dükkânın açık olduğu saatlerde. Kapalıyken fotoğraf çekmek için ışık yok, açıkken tezgâhın başından kalkmak yok. Nalburda paylaşımın aksamasının sebebi isteksizlik değil, bu çakışma.
İki yol
Bir ajansa vermek. Aylık on beş bin lira civarı ve genelde üç aylık sözleşme. Bir de şu var: ajans sizin rafınızı bilmiyor. "Bugün geldi" gönderisi — nalburda en çok işe yarayan gönderi — dışarıdan yazılamaz, size sormak zorunda kalır ve araya yazışma girer.
Novarexi. Dükkânınızı bir kez tanıtırsınız; gönderi metinleri ve görselleri hazırlanır, siz onaylarsınız, hesaplarınızda paylaşılır. Onay tezgâhın başından, telefondan verilebiliyor — asıl kazandığınız şey bu. Yorumlara markanızın diliyle cevap taslağı üretilir (bunu destekleyen platformlarda). İçerik Türkçe yazılır. Ayda 100 dolar — yaklaşık 4.900 lira, sözleşme yok, iptal tek tık. Kurulum iki dakika, üç gün ücretsiz deneme.
Nalbur ve hırdavatçılar için hazırladığımız sayfada usta ve ev sahibi ayrımının gönderilere nasıl yansıdığını örneklerle görebilir, kendi dükkânınızın adıyla deneyebilirsiniz. Küçük işletmede haftada kaç gönderi yeterli olduğunu da ayrıca yazmıştık.
Novarexi


